6 Kasım 2015 Cuma

ÖNLEMEK YA DA ÖDEMEK



Çocukluğum köyde geçti. Temiz hava, toprak, tabiatla haşır neşir olma yıllarca sürüp gitti. Yaşamın kendince aksayan yanları olsa da mutlu bir çocukluk yaşadık. Çocukluğumuzda saçlarımız şampuan nedir görmedi mesela. Çamaşırlarımız matik denen temizleyicileri tanımadı. Anacığım bazı mutfak araç gereçlerini odun külüyle ovar, şırıl şırıl akan köy çeşmesinde durulayınca parım parım parlardı. Deve yüküyle gelen kilden çamaşır kazanına atıp tokaçla dövünce mis gibi kokardı. Bahçeden kopardığı her türlü meyve ve sebzeyi eliyle ovalayıp elimize verirdi. Kısacası yıkama ihtiyacı bile duymazdı. Çok şükür aspirin opon gibi bakkalda satılan ilaçlardan ötesini kullanmadık biz. Ya şimdi;…
Kentleşme olgusu ve sanayileşmeyle değişti çok şey. Çocuklar toprağa basmaktan korkar oldu. Topraktan elde edilen meyve ve sebzeleri sirkeli suya batırsan da kirlilikten dem vuruyor ilim adamları. Geninden genetiğinden söz edip duruyorlar ekran ekran. Artan her türlü hastalık insanın gözünü korkutmaya yetip artıyor.
İstatistik vermem mümkün olmasa da erken denebilecek yaşta pek çok insan kanser vakalarından tedavi görüyor, bir kısmı da ölüyor. Kanserli hastalıkla karşılaşan pek çok insan doğal gıdalar aramaya yöneliyor. Doğal köy yumurtası, yoğurdu, sütü, taşlı değirmen unu, ekmek, doğal bal vesaire. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Yöremizde kepekli un üreten taşlı değirmen maalesef yok. Katıksız, katışıksız ürün bulmak gün geçtikçe gerçekten zorlaşıyor. Hayvanlarımızı bile sanayi ürünü gıdalara çoktan alıştırdık. 
Köyde yaşayanlar bile sanayi ürünleriyle beslenmeyi sürdürüyor. Köylere ekmek, süt, yoğurt, yumurta, türlü meyve sebze kentlerden taşınıyor artık. Ne acı, ne vahim.. Taşındıkça çoğalıyor türlü hastalık kim bilir. Fazla titizliğinde sağlığa zararlı olduğunu biliyoruz. Türlü kimyasal temizleyicilerle temizlik yaptığımızı sandıkça, çamaşıra bulaşığa baş döndüren hızla kimyasallar döktükçe ve dökmeyle öğündükçe alerjik oldu çocuklar. Minnacık bedenler, körpecik çocuklar sokakta maskeyle dolaşmaya başladı yalan mı?
Anamın kış kurutmalık sebze ve meyveleri gözlerimin önüne dikiliyor şimdi. Kışlık gıdaları yazdan hazırlamasının telaş ve heyecanını görür gibi oluyorum. Tarhana çorbasının kokusunu sokağın en başından duyuyorum. Aspirin ve opon gibi ilaçlarla çocukluğu geçiştirmenin bilincine şimdi daha iyi varıyorum. Organik Tarımdan söz edildikçe kulak kabartıyor, doğallığın hasretini çekiyorum. Hasret çektikçe yeni hastalıklara kucak açıyorum. Avuç avuç ilaçlar yutmaya gün gün mecbur kalıyorum. Mecburiyetlerin esiri olarak eylemsiz, kıpırtısız öylece kalakalıyorum. Köy ekmeğini, sütünü, yumurtasını, yoğurdunu, gözleme ve yarenini özlüyorum. Özlerken unutuyorum çok şeyi. Unuturken unutturuyorum belki de.
Türlü hastalıklar kapıyı çalınca ayılıyor insan. Ayıldıkça kentleşmenin ve sanayileşmenin karşıtlığı ve karışıklığında duruyorum. Hay Allah!…
Küçük çocuklarımızın traş şekli değişti kardeşim. Güzelim saçları kirpi tüyü gibi dikiliyor. Saçlar yetişkinlerde bile beton gibi donduruluyor. Neyle, nasıl dikilip donduruluyor?  Minnacık bedenleri, sağlıklı ciltleri gün gün alıştırıyoruz tanımadığımız kimyasallara. Cilt bakım ürünleri ona keza.. Kimyager değilim, birazcık şüpheciyim o kadar.
Yoksa bu kadar hastalık niye türesin.
Yöremizde doğal ürünleri pazarlayan market ya da marketlere ihtiyaç duyulduğu kesin. Bu  yöndeki eksikliği giderecek her kim olursa rağbet göreceği muhakkak. Bazı kentlerde bu tür ihtiyaç fark edilmiş olmalı ki, doğal ürün marketleri oluşmuş. Tarhana yapacaklara bile kepekli undan tarhanalığı hatta katkı maddeleri hazır veriliyor.
Gerçek köy ürünlerinin topyekûn bulunabileceği market ya da marketler açılmalı artık. Hatta üreticilere organik ürün ya da ürünler yetiştirmesi için eğitim çalışmalarına hız verilmeli. Bilinç oluşturulmalı, teşvik edilmeli. Üreticilerin eğitimi konusuna gerçekten yoğunlaşılmalı.
Yıllarca çalıştığım işyerinde “Önlemek ödemekten ucuzdur” levhası gözlerimin önüne geliyor şimdi. Hastalıkları önlemek için gıda üretiminin bir yerinden başlamak gerek. Tüketim alışkanlıklarımızı el birlik gözden geçirmemiz lazım bir diğer yandan. Avuç avuç ilaç kullanmaktan ucuz önlemler almak.

Geçtiğimiz günlerde Ada Mahallesi’nde Toplum Sağlığı Merkezimiz tarafından kanser taraması gerçekleştirildi. Aynı zamanda eğitim ve bilinçlendirme çalışması yapıldı. Obezite ve yağ ölçümleri gerçekleştirildi. Sağlık yönünde yapılan bu taramalar hepimize ipuçları verir mahiyette. Gıda üretimi ve tüketimi konusunda da toplumda eğitim ve bilincin artırılması gerekir. Hepimize görevler düşüyor mu düşüyor. Sağlıcakla.. 

2 yorum:

Kamil Arslan dedi ki...

Sevgili muhtarım ve sair yazarım .Kaleminle yüreğini birleştirip o kadar güzel geçmişini dile getirmissinki etkilenmemek elde değil ..hayatımızın benzer yönlerini okudukça o geçen çocukluk yıllarım bir film gibi tekrar yaşadım ..Sağol devamını diliyorum..

HALİL ORAL dedi ki...

İlgi ve alakana Teşekkürler abi. Dilimiz döndüğünce ifade etmenin ğayretinde oluyoruz olabildiğince.